Anasayfa » ARŞİV » 249 » Türkiye’de Bir Dönemi Belirleyen Süleyman Demirel

Türkiye’de Bir Dönemi Belirleyen Süleyman Demirel

Sami Süleyman Gündoğdu Demirel (Kamuoyunda ve görev süreçlerinde kısaca Süleyman Demirel olarak bilinen), 1 Kasım 1924 tarihinde Isparta’da İslamköy’de 91 yıl sürecek Türk siyasi yaşamına ve devletine başarılı, kalıcı ve belirleyici etkileri olan hayatına başladı; Ankara’da 17 Haziran 2015 tarihinde saat 02:05’te sonsuzluğa uzandı. 13 Mayıs 2015 tarihinde akut solunum yolları enfeksiyonu, böbrek ve kalp yetmezliği nedenleriyle Güven Hastanesi’ne yatırılan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 17 Haziran günü, tedavi gördüğü özel hastanede söz konusu sağlık nedenleriyle hayata gözlerini yumdu. Demirel’in ölümü dolayısıyla ülkemizde defnedileceği güne kadar 17-19 Haziran tarihleri arasında üç günlük ulusal yas ilan edildi.

Süleyman Demirel’in vefatının duyulmasından sonra Cumhurbaşkanı, Başbakan, siyasi parti liderleri ve çeşitli kuruluşlar taziye mesajları yayınladılar.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan internet sitesinde yer alan taziye mesajında, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatını büyük bir teessürle öğrendim. Türk siyasi tarihinde derin izler bırakan, ülkemizin kalkınma sürecinde katkıları bulunan Süleyman Demirel, devlet ve siyaset adamı olarak siyasi tarihimizin önemli isimleri arasında yer almaktadır. Süleyman Demirel, üstlendiği görevler, gerçekleştirdiği hizmetler ve siyasetteki rolü ile aziz milletimiz tarafından gelecekte de yâd edilecektir. Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’e rahmet diliyor; ailesine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı temenni ediyorum” denildi.

Başbakan Davutoğlu Twitter’da paylaştığı taziye mesajında, “Türk siyasi tarihinde çok derin izler bırakmış 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendine özgü üslubu ve uzun siyasi yaşamında ülkemize verdiği hizmetlerle hep hatırlanacak bir siyaset adamıydı. Sevenlerine, yakınlarına ve milletimize taziyelerimi iletiyorum” sözleriyle üzüntülerini ifade etti.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de mesajında “Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Merhum Süleyman Demirel, Türk siyasi tarihinin en hassas dönemlerinde, demokrasimizin gelişimi ve çok partili sistemin bekası yolunda mücadele vermiş örnek bir devlet adamıdır. Ülkemizin sınai ve ekonomik kalkınmasında çok önemli hizmetler yaparak sonraki kuşaklara öncülük etmiştir. Bir siyaset ve devlet adamı olarak bıraktığı eserler ile şüphesiz ki milletimiz tarafından daima hayırla yâd edilecektir. Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel’e Allah’tan rahmet diliyor, ailesine, yakınlarına ve aziz Türk milletine başsağlığı ve sabırlar temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu taziye mesajında, “9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatından derin üzüntü duydum. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Türk siyasi hayatımızın çok önemli ve değerli bir üyesini kaybettik. Türkiye siyasetinin 40 yılı aşkın bir dönemine damgasını vurmuş, kendine has üslubu, hoşgörüsü, azmi, demokrat kişiliği ile yeri doldurulamayacak bir devlet adamı idi. Ülkemizin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yayınladığı taziye mesajında, “Türk siyaset ve devlet hayatının duayenlerinden birisi olan 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in vefatı ülkemiz ve milletimiz adına acı bir kayıptır. Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişme ve kalkınma mücadelesinde Sayın Demirel’in büyük hizmet ve katkıları olduğu kuşkusuzdur. Geride onca iz, eser ve hatıra bırakarak ebediyete intikal eden Sayın Demirel her zaman şükran ve saygıyla anılacak, yıllarca verdiği demokrasi mücadelesi gıpta ile hatırlanacaktır. Merhum Süleyman Demirel’e Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Muhterem ailesine ve aziz milletimize başsağlığı temennilerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

Devlet Töreni İle Defnedildi

9. Cumhurbaşkanı Demirel için 19 Haziran Cuma günü devlet töreni düzenlendi. İlk tören sabah saat 08:00’de Güniz Sokak’taki evinde yapıldı. Buradaki törenin ardından saat 09:00-10:00 arasında TBMM’de devlet töreni gerçekleştirildi. Bu törenden sonra 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in naaşı top arabasına konarak 10.00-12.30 arasında binlerce kişinin katıldığı kortej eşliğinde Kocatepe Camisi’ne götürüldü. Cuma namazının ardından ise cenaze namazı kılındı. Süleyman Demirel’in naaşı törenden sonra Kocatepe Camisi’nden Esenboğa Havalimanı’na götürülerek Türk Yıldızlarına ait uçakla Ankara’dan memleketi Isparta’ya götürüldü. Cuma günü son yolculuğuna uğurlanmak üzere akşam saatlerinde naaşı İslamköy’e getirildi.

Merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in öğle namazını müteakip gerçekleşen cenaze töreni için Türkiye’nin dört bir yanından çok sayıda insan İslamköy’e geldi. Cenaze törenine katılmak için İslamköy’e gelenler ilk olarak Süleyman Demirel’in siyasi hayatının tüm izlerinin sergilendiği ve adını taşıyan Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’ni ziyaret ettiler. Müze girişinde ziyaretçileri selamlayan Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından yapılan Demirel’in balmumu heykeli ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Cenaze namazı Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz tarafından kıldırıldı. Yılmaz, namazın ardından dua ederek, helallik istedi. Defin işleminin yapıldığı alana, gül yaprakları döküldü. Mezara dökülmek üzere çeşitli illerden toprak, bazı barajlardan da su getirildi. Ayrıca Defin işleminin yapılacağı alana, gül yaprakları dökülürken, alana sürekli olarak gül suyu da sıkıldı. Alana Demirel’in cumhurbaşkanlığı forsu ile çekilmiş dev posteri de asıldı. Defin işlemine Süleyman Demirel’in kardeşi Şevket Demirel’in damadı ve CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici de mezara inerek yardım etti. Daha sonra da dualar eşliğinde törene katılan vatandaşlar ve protokol üyeleri tarafından mezara toprak atıldı. Toprak atma işleminin tamamlanmasının ardından Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi. İlhan Kesici de dua okudu. Defin işleminin ardından Demirel ailesi taziyeleri kabul etti.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i, son yolculuğuna çok sayıda eski ve yeni siyasilerin yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce kişi uğurladı. Liderler, izdiham nedeniyle camide yerlerini alırken oldukça zor anlar yaşadı. Demirel, Çalcatepe’deki anıtmezarda toprağa verildi. Demirel’in defnedildiği alana gül yaprakları döküldü. Mezara dökülmek üzere çeşitli illerden toprak, bazı barajlardan da su getirildi. Demirel’in mezarının üzerine fötr şapkası da bırakıldı. Türkiye’nin siyasi tarihinde büyük devlet ve siyaset adamı olarak derin izler bırakan, Türk demokrasi tarihine demokrasi savaşçısı, yaşama can veren suyun değerlendirmesini sağlayan “Barajlar Kıralı”, sanayileşmenin, kalkınmanın ve gelişmenin öncüsü olarak ismini yazdıran Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı doğduğu İslamköy’de sevenlerinin büyük katılımıyla toprağa verildi. Süleyman Demirel, siyasi yaşamına 1962 yılında girdiği Adalet Partisi (AP)’nde başladı ve 1964 yılından 1980 yılına kadar Adalet Partisi, 1987’den 1993 yılına kadar da Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olarak görev yaptı. Cumhurbaşkanı seçilmeden önce Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi dönemlerinde 1965-1993 tarihleri arasında yedi farklı hükûmette toplam 10 yıl 5 aylık bir süreyle Başbakan olarak Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hizmet verdi. kariyeri boyunca birçok ilki gerçekleştirdi.

Demirel 40 yaşında Parti Genel Başkanı, 41 yaşında en genç Başbakan oldu. Türkiye’nin çok partili sisteme geçtiği 1946’dan sonraki dönemde, kurduğu 7 hükûmetle en çok hükûmet kuran siyaset adamı unvanını kazandı. Türk siyasi tarihinde İsmet İnönü ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra en uzun süre görev yapan Başbakan oldu. Siyasi kariyerindeki bu ilkler yanında 30 yaşında iken Devlet Su İşleri Genel Genel Müdürü (DSİ) görevini üstlenmek suretiyle kamu hizmetinde en genç Genel Müdür unvanını elde etti.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Kısa Özgeçmişi Hacı Yahya Demirel ile Hacı Ümmühan Demirel’in oğlu olarak Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslâmköy’de 1 Kasım 1924 tarihinde doğdu. İlköğrenimini İslamköy’de, ortaokul ve liseyi Isparta’da ve Afyonkarahisar’da bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden inşaat yüksek mühendisi olarak 1949 yılında mezun oldu. Babası Hacı Yayha Demirel’in yeğeninin kızı Nazmiye Demirel ile 1948 yılında evlendi. Üniversite mezuniyetinden sonra ilk olarak 1950 yılında Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde çalışmaya başladı. Sulama ve elektrik konularında araştırma yapmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. Türkiye’ye dönüşünde, 1953 yılında Seyhan Barajı inşaatı başladığında proje mühendisi iken Başbakan Adnan Menderes’in dikkatini çekti ve DSİ Genel Müdürlüğü’nde 1954 yılında Barajlar Dairesi Başkanlığı’na, 1955 yılında da DSİ Genel Müdürlüğü’ne atandı. Eisenhower Vakfı bursunu kazandı ve ikinci kez ABD’ye gitti. 1960 yılında DSİ Genel Müdürlüğü’nden askerlik görevi nedeniyle görevinden ayrıldı. Terhis olduktan sonra 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, bu yıllar arasında inşaat mühendisliği alanında dersler verdi. 1954 yılında Boğaziçi Köprüsü’nün ilk projesini hazırlayan, ABD’nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.’in Türkiye temsilciliği görevinde bulundu. Siyasi yaşamına 1962 yılında girdiği AP’de başladı. Aynı yıl yapılan AP Birinci Kongresi’nde Genel İdare Kurulu’na seçildi. AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala’nın Haziran 1964 yılında ölümü üzerine 28 Kasım 1964 tarihinde yapılan AP Genel Kongresi’nde Sadettin Bilgiç, Tekin Arıburun ve Ali Fuat Başgil’in de yarıştığı seçimde 1679 oydan 1072’sini alarak Genel Başkan seçildi. İsmet İnönü hükümetinin düşürülmesinden sonra Şubat 1965’te Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında AP, Yeni Türkiye Partisi (YTP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Millet Partisi (MP) katılımıyla kurulmasını sağladığı 29. Türkiye Cumhuriyeti koalisyon Hükûmeti’nde TBMM dışından Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı oldu. Demirel’in Isparta milletvekili olarak ilk kez TBMM’ye seçildiği 1965 Genel Seçimlerinde Yeni Türkiye Partisi’nin kaybetmesiyle Demokrat Parti’nin tek mirasçısı durumuna gelen Adalet Partisi, aldığı % 52,8 oy ile tek başına iktidar oldu. 27 Ekim 1965 tarihinde Türkiye’nin 12. Başbakanı olarak 30. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni kurdu. Süleyman Demirel’in 1965- 1971 yılları arasında Başbakan olduğu dönemde Boğaziçi Köprüsü, Ereğli Demir Çelik İşletmeleri ve Keban Barajı gibi büyük yatırım hamleleri yapıldı. Bu dönemde Türkiye’de enflasyon %5, kalkınma hızı %7 idi. Bu kalkınma hızı Japonya’dan sonra petrol ülkeleri dışında, dünyanın ikinci yüksek kalkınma hızını teşkil ediyordu. Bu gelişmelere karşın Adalet Partisi iktidarı toplumun aydın kesimleri ve özellikle öğrenci örgütlerince DP iktidarının 27 Mayıs sonrasındaki devamı olarak görüldü. 1961 Anayasası’nın sağladığı bazı temel haklar ve bunların kullanılması iktidarın giderek artan tepkileriyle karşılaşınca, AP iktidarı da 27 Mayıs 1960 öncesindeki gençlik protestolarının benzerlerini yaşamaya başladı. Bu arada 1968 yılında Avrupa ve ABD’de giderek yaygınlaşan gençlik hareketleri, sol düşünceyle yeni yeni ilişki kuran Türkiye’deki üniversite gençliğini de etkiledi. Türkiye’deki ilk önemli öğrenci eylemi Haziran 1968’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki boykotla başladı. Bunu öteki üniversite ve fakültelerde hızla yaygınlaşan boykot ve işgaller izledi. Akademik amaçlarla başlatılan bu eylemler daha sonra giderek siyasi içerik kazandı ve AP iktidarı için tedirginlik kaynağı oldu. Bunun ardından sağ ve sol görüşlü öğrenci grupları arasındaki çatışmalarda kan dökülmeye başladı. Huzursuzluğun ve öğrenci olaylarının yaygınlaşarak arttığı bir dönemde yapılan 12 Ekim 1969 Genel Seçimlerinde AP yüzde 47 oy alarak yeniden tek başına iktidar oldu ve Demirel 3 Kasım 1969 tarihinde ikinci hükümetini kurdu. Ancak, halktan gelen bu desteğe rağmen parti içindeki mücadele sonunda AP bölündü, bütçe oylamasında hükümetin bütçesi reddedildi ve hükümet düştü. Demirel, Mart 1970’te yeni hükümeti kurdu ve aynı yıl yapılan AP’nin 5. Kongresi’nde yeniden Genel Başkan seçildi.

12 Mart 1971 Muhtırası Bir yandan öğrenci hareketlerinin yarattığı sorunlar ve huzursuzluklar bir yandan da AP içindeki muhalefetin Demirel hükümeti üzerinde yaratığı baskı altındayken 1970 yılında ABD Başkanı Richard Nixon’ın Demirel hükümetinden haşhaş ekiminin yasaklanmasını istedi. Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında1960’lı yılların ikinci yarısında meydana gelen yakınlaşmadan rahatsızlık duyan ABD yönetiminin bu talebinin, siyasi tabanı kırsal nüfusa dayanan Demirel tarafından reddedilmesi ABD-Türkiye ilişkileri yeni bir gerilim sürecine soktu. Haşhaş meselesi, 12 Mart Muhtırasının temel nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Ekonomik durumun da bozulması, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri olan 15-16 Haziran 1970 Olayları, Türk Lirası’nın değerinin 10 Ağustos 1970 tarihinde yüzde 66 oranında düşürülmesi, 68 öğrenci olayları ve grevler karşısında Demirel, 1961 Anayasası’nı suçlayarak bu anayasayla ülkenin yönetilemeyeceğini savundu. Bu konuyu da kullanan Millî Demokratik Devrimciler 1971 yılında 9 Mart darbe teşebbüsüne kalkışınca 12 Mart Muhtırası ile hükümet istifaya zorlandı. Aynı gün Demirel istifa etti, Nihat Erim Hükümeti kuruldu. Anayasada Demirel’in istediği yönde değişiklikler 12 Mart döneminde gerçekleştirildi, o da parti başkanı olarak “partilerüstü” denilen hükümetleri, bakan vererek destekledi. Bir yandan da parlamentodaki gücüne dayanarak askeri kesim karşısında üstünlük elde etmeye çalıştı. 1973 ilkbaharında CHP ile anlaşarak, Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’in Cumhurbaşkanı seçilmesini önledi. Bu göreve, iki partinin de üzerinde anlaştığı Fahri Korutürk seçildi. Daha sonra meydana gelen siyasal gelişmeler sonunda Türkiye’de uzun süren hükümet krizleri yaşandı. Bu krizlerden birinde Sadi Irmak hükümetinin güvenoyu alamamasının ardından AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’in başkanlığında AP, MSP, MHP ve Cumhuriyetçi Güven Partisi’nden (CGP) oluşan koalisyon hükümeti kuruldu. Sola karşı hemen bütün sağ partilerin birliğini oluşturan Demirel hükümeti, “I. Milliyetçi Cephe hükümeti” olarak anıldı. Böylece Demirel dört yıl aradan sonra yeniden Başbakan oldu. Bu hükümet döneminde ülkede yeniden yoğun terör olayları ve toplumsal hareketler başladı; ülke, dış ödemeler açığı ve hızlı enflasyondan kaynaklanan yeni bir ekonomik krizi yaşamaya başladı. AP 1977 seçimlerinde bir derece güçlenmesine karşın, aldığı 36,9 oy oranıyla, oylarını 8 puan artırarak yüzde 41,4 oy alan CHP’nin ardından ikinci parti olabildi. Seçim sonrasında kurulan Ecevit hükümeti güvenoyu alamayınca, Ağustos 1977’de MSP ve MHP’nin de katılımıyla oluşan II. Milliyetçi Cephe hükümetinin Başbakanı oldu.

Bu hükümet, Güneş Motel Olayı diye anılan operasyonla CHP’nin Adalet Partisi’nden seçilmiş 13 milletvekilini bakanlık vaadiyle transfer etmesinin üstüne 31 Aralık 1977’de CHP’nin gensoru önergesiyle düşürüldü. 1978 başında Ecevit tek başına iktidar oldu. AP’den transfer edilen milletvekillerinin çoğuna bakanlık verildi. İktidarı yitiren Demirel, CHP ağırlıklı hükümetle diyalog kurmayı reddetti. Ecevit’e karşı sert bir muhalefet yaptı. 21 Şubat 1979’da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e, sıkıyönetimin uzatılmasına karşı olduklarını açıkladı. 14 Ekim 1979 ara seçimlerinde CHP büyük oranda oy kaybetti AP büyük bir farkla seçimleri kazandı ve Demirel, önceki Milliyetçi Cephe hükümetlerinin yarattığı olumsuzluklar nedeniyle hükümetini dışarıdan desteklenen bir azınlık hükümeti olarak kurdu. Kasım 1979’da MHP ve MSP’nin dışarıdan desteğiyle kurulan 6. Demirel Hükümetiyle tekrar Başbakan oldu ve 12 Eylül 1980 Kenan Evren Darbesi’ne kadar görevini sürdürdü. Bu arada ülkenin giderek derinleşen ekonomik sorunları ve yaşanan ağır kriz karşısında, kredi veren uluslararası kurumların önerdikleri önlemleri kapsayan ve ekonomide liberalleşmeyi öngören 24 Ocak Kararlarını uygulamaya koydu. Turgut Özal’ı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevine atadı. 24 Ocak 1980 kararları, Türkiye’nin liberal ekonomiye geçişinin bir dönüm noktası oldu. 24 Ocak Kararlarının yaşandığı yeni süreçte dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları1979 yılının son günlerinde Cumhurbaşkanına “uyarı mektubu” verdiler, ülkede terör tırmanmaya devam etti. Bu gelişmeler darbenin ayak sesleri idi. Seçim sorununun çözülmesini geciktirdi. 12 Eylül 1980 Darbesiyle Süleyman Demirel’in Başbakanlığı bir kez daha demokrasi dışı yollarla sona erdi ve Hamzakoy’da 13 Eylül-11 Ekim 1980 arasında gözetim altında tutuldu. 16 Ekim 1981’de AP kapatılıncaya kadar Başkanlıktan ayrılmadı. 7 Kasım 1982 halkoylamasında kabul edilen1982 Anayasası’nın geçici 4. maddesi ile 10 yıl siyaset yasaklıları kapsamına alındı. Buna rağmen AP’nin eski yöneticileriyle bağlantılarını sürdürdü ve bu dönemde demokrasi mücadelesini etkin bir şekilde sürdürdü. Siyasi partilerin Mayıs 1983’te kurulmasına izin verilmesinden sonra, Demirel “Tapulu arazime gecekondu yaptırmam” diyerek askeri yönetimin Bülend Ulusu’ya kurdurmaya çalıştığı partiye, Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi’ne ve Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi’ne hiçbir şekilde destek vermedi ve demokrasi mücadelesini sürdürdü. Bu arada AP’nin devamı olarak Büyük Türkiye Partisi 20 Mayıs 1983 tarihinde kuruldu. Ancak, 31 Mayıs 1983’te AP’nin devamı olduğu gerekçesiyle Millî Güvenlik Konseyi tarafından kapatıldı. Demirel de siyaset yasağını çiğnediği gerekçesiyle bazı CHP ve AP’lilerle birlikte bir süre Çanakkale, Zincirbozan’da dört ay zorunlu ikamete tabi tutuldu. Demirel, Doğru Yol Partisi (DYP)’nin kuruluşunu sağladı ve 6 Eylül 1987 tarihinde yapılan halk oylaması sonucunda siyaset yasağının kalkması sonucunda DYP’nin o tarihteki Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un istifası ile 24 Eylül 1987’de DYP’nin Genel Başkanı seçildi. Demirel, DYP’nin 1987, 1988 ve 1990 yıllarında yapılan Büyük Kongrelerinde yeniden Genel Başkan seçildi. 29 Kasım 1987 seçimlerinde Isparta’dan milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. Bu dönemde, 24 Ocak Kararları’nı beraber hazırladığı Turgut Özal’a karşı sert bir muhalefet yürüttü. DYP, 20 Ekim 1991 Genel Seçimlerinde oyların yüzde 27’sini aldı ve 178 milletvekili kazanarak TBMM’de birinci parti oldu. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Demire, 20 Kasım 1991’de Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir koalisyon hükümeti kurdu. Bu dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Süleyman Demirel hükümeti arasında meydana gelen yetki çatışması uzun süre Türkiye’nin siyasi gündemini belirledi. Bu çatışma sürecinde parlamenter sistemde cumhurbaşkanının konumuyla ilgili bir sistem tartışması gündeme oturdu. DYP-SHP hükümetinin demokratikleşme yolunda attığı en önemli adımlar “Kürt realitesinin tanındığının” açıklanması oldu. Ayrıca, 27 Mayıs 1960’tan sonra kapatılan DP ile 12 Eylül’den sonra kapatılan partilerin açılması, sendikal özgürlüklerle ilgili bazı uluslararası sözleşmelerin onaylanması ve Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi bu dönemin demokratikleşme yolundaki önemli adımlarıdır. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kalp ve koroner yetmezliğine bağlı tansiyon düşmesi sonucunda 17 Nisan 1993 tarihinde vefatı sonunda boşalan Cumhurbaşkanlığına Süleyman Demirel 4 Mayıs tarihinde aday oldu. TBMM’de 8 Mayıs günü yapılan seçimin ilk turunda ve ikinci turda Demirel yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Demirel, DYP, SHP ve MHP’nin desteğini aldığı 16 Mayıs’ta yapılan üçüncü turda 244 oy olarak Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel görev süresinin bitiminde 16 Mayıs 2000 tarihinde görevini yeni seçilen 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e devretti. Demirel’in memurluktan cumhurbaşkanlığının sona erdiği döneme kadar geçen sürede kullandığı eşyaların sergilendiği Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi Isparta’da 26 Ekim 2014 tarihinde açıldı. 9 Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel görevleri süresi içinde, Beyaz Kartal Nişanı, Kral Tomislav Grand Madalyası, Liyakat Nişanı, Terra Mariana Haç Nişanı, Romanya Yıldız Nişanı, Altın Post gibi, çok çeşitli ödüller almıştır. Ödülleri yanında, siyasi kariyeri boyunca, çocukluk yıllarında çobanlık yaptığı için “Çoban Sülü”, 1950’li yıllardaki Devlet Su İşleri’ndeki çalışmaları için “Barajlar Kralı”, 1960’ların başlarında çalıştığı ABD’li Morrison Knudsen adlı mühendislik firması nedeniyle “Morrison Süleyman”,12 Eylül Darbesi sonrasında siyasi yasaklı olduğu dönemde “Bir Bilen” gibi geniş hoşgörüsüyle karşıladığı, espirilerini yaptığı lâkapları da vardı.

Similar posts