Anasayfa » Genel » ZEYTİN DALI HAREKÂTI’NIN STRATEJİK BOYUTU

ZEYTİN DALI HAREKÂTI’NIN STRATEJİK BOYUTU

Türkiye Cumhuriyeti devletinin başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı olmak üzere en üst düzey yetkilileri günlerdir, haftalardır Afrin ile ilgili uyarılarını en açık şekilde yapmakta, ABD’nin ikiyüzlü değişken politikasının yaratacağı sorunları, bölgenin taşıdığı riskleri, tehditleri, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını, Suriye sınırımızda yaratılan güvenlik sorunlarını ifade etmektedir. ABD’nin terör örgütü PKK/PYD/ YPG’ye sağladığı binlerce TIR’lık silah ve lojistik desteğe son verip, bu terör örgütlerine verdiği silahların toplanması gerektiğini, NATO üyesi ve müttefiki Türkiye’ye karşı bu terör örgütleriyle işbirliğini kesmesi gerektiğini söylemiş, uyarılarını yapmıştır. ABD’nin terör örgütlerine sağladığı silah desteğini kesmemesi ve sürdürmesi halinde Afrin’e “bir gece ansızın girebiliriz” açıklamaları dikkate alınmadı. Türkiye’nin yaptığı bu yöndeki ciddi ve önemli uyarılar şüphesiz bir savaşa girme uyarısı değil, terör örgütlerine karşı güvenlik kaygıları, ihtiyacı nedeniyle Afrin’e girme uyarısı idi. Türkiye bu uyarıları yaparken, bir yandan bölgeye askeri sevkiyatı bütün hızıyla sürdürdü, konunun önemini ve zorunluluğunu ortaya koydu, bir yandan da yoğun diplomasi çalışmalarını yürüttü, müzakereler yaptı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, NATO toplantısı için gittiği Brüksel’de konu ile ilgili görüşmeler yaptı. Genelkurmay Başkanı Akar, ABD Genelkurmay Başkanı Dunford ile son derece önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Genelkurmay Başkanı Brüksel’deki görüşmelerini başarıyla yürüttü ve Türkiye’ye dönükten sonra Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında diğer hususlar yanında bu görüşmeler değerlendirildi. Afrin’e “Bir gece ansızın” girilmesi için sürdürülen müzakerelere Rusya’da devam edildi. Rusya ile yapılan müzakerelerin beklendiği gibi sonuçlanması üzerine Afrin harekâtının başlaması için geriye sayım başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Elazığ’da 13 Ocak tarihinde yaptığı konuşmada “Bir araya toplayıp ordu kurduklarını sandıkları çapulcuları Allah’ın izniyle, bir haftayı bulmaz nasıl darmadağın edeceğimizi görecekler” sözleriyle Afrin için planlanan harekâtın ilk işaretini verdi. Bir yandan diplomasi sürdürüldü diğer yandan da Afrin Harekâtı için PKK/ PYD/YPG/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin mevzilerinin bulunduğu yerler tespit edildi ve istihbarat bilgileri toplanarak harekâtın başarıyla başlaması ve sürdürülerek hedefe ulaşılması amacıyla gerekli hazırlık çalışmaları yapıldı. Yapılan harekât planlarına uygun olarak PKK/YPG/PYD mevzileri sınırdan topçu atışı ve karadan karaya füzelerle, havadan da Türk savaş uçaklarıyla görülmemiş yoğunlukta vurulmaya başlandı. Suriye hava sahasının açılmış olmasıyla Türk Savaş uçakları tarafından hedefler tamamen imha edildi ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile Özel Kuvvetler Afrin’e girdi. TSK’nin ÖSO ile birlikte başlattığı Afrin harekâtına “Zeytin Dalı Harekâtı” adı verildi. Dünyada hemen her dinde ve her kesimde kutsal bir ağaç, insanların beslenmesinde önemli bir yere sahip olan ve barışın sembolü kabul edilen zeytin ağacınagitatıfla harekâta Zeytin Dalı Harekâtı adının verilmesi, bu harekâtın Suriye topraklarını bir işgal operasyonu olmadığını, aksine barış, insani değerler için teröre karşı yapılan, terörün baskı ve işkence eylemlerini durdurma, güven ve huzuru sağlama amacını taşıdığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan halka yaptığı konuşmalarda Zeytin Dalı Harekâtı ile ilgili çok net ve açık, şeffaf bilgiler vermektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti büyükşehir belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda Zeytin Dalı Harekâtını anlattığı ve değerlendirdiği konuşmasında “İlk olarak Hatay’dan iki noktadan girdik. Ardından Kilis’ten girerek ilerlemeye başladık ve geldiğimiz aşamada Harekâtta zor işimiz bitti” demiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zeytin Dalı Harekâtının ileri aşamaları hakkında verdiği bilgilere göre “Afrin’den aşağıya, İdlib’e kadar inip orayı birleştireceğiz ve Münbiç’e de gireceğiz” sözleriyle harekâtın kapsamını da kararlılıkla açıklamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan Münbiç konusunda ABD Başkanı Trump ile yaptığı telefon konuşmasında “Trump’a Münbiç’e gireceğiz dedim. O da ‘Bizim orada askerimiz var’ dedi. Ben de askerinizi güvenli bölgeye çekersiniz dedim” sözleriyle bu konuda geri adım atılmayacağını ve Harekâtın planlandığı şekilde devam edeceğini kararlılıkla ortaya koyduğu görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kararlılığını da ABD başkanı Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin hemen ardından gittiği sınır bölgesinde askeri kamuflaj elbisesi giymiş olmasıyla da gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez Afrin harekâtında askeri kamuflaj elbisesi giyip sınıra, savaş alanına gitmesi önemli bir mesajdır. Bu mesajla başta ABD olmak üzere bütün dünyaya Türkiye’nin kararlılığı gösterilmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında “Kürtlere operasyon yapılıyor gibi bir hava oluşturulmak isteniyor. Bu doğru değil. Rakka Arap’tı, oraya Kürtleri monte ettiler. Münbiç Arap’tır. Afrin’de ise Araplar, Kürtler ve Türkmenler var. Teşkilatlarımız, belediye başkanlarımız bölgede bunu iyi anlatmalı. Biz Kürtlere karşı operasyon yapmıyoruz, teröre karşı operasyon yapıyoruz. Kürtler bizim kardeşlerimiz” sözleriyle Zeytin Dalı Harekâtının ilk gününden itibaren, bunun Kürtlere karşı olmadığının, teröre karşı yapıldığının vurgusunu bir kez daha altını çizerek yapmıştır. Cumhurbaşkanı, Zeytin Dalı Harekâtı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra Cerablus’ta, El Bab’da yapılan hizmetlerin “Aynısını Afrin’de yapacağız” sözleriyle evlerinden, yerlerinden göç etmek zorunda bırakılan, terörün işkencelerini yaşayan insanların yurtlarına güvenlik içinde döneceklerinin işaretlerini vererek Harekâtın insani, barışçı amacını belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında Zeytin Dalı Harekâtının “Afrin operasyonu Türkiye içindeki birlikteliği sağladı. Memlekette hava çok iyidir. 15 Temmuz sonrası birlik ve beraberlik havası oluştu. 7 Ağustos havası oluştu. 7 Ağustos’daki Yenikapı ruhunu yakaladık; Birlik ve beraberlik ruhunu yakaladık” sözleriyle de Zeytin Dalı Harekâtının çok önemli etkisine de dikkat çekmiştir. Zeytin Dalı Harekâtının Psikolojik Savaş Başarısı Zeytin Dalı Harekâtının başlaması sürecinde askeri hazırlıklar yanında çok önemli ve başarılı bir diplomasi ve psikolojik savaş yürütüldü. Bu süreçte özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zeytin Dalı Harekâtı ile ilgili yaptığı açıklamalarda “Bir gece ansızın gelebiliriz, Savaşta geceler bitmez, yakında giriyoruz; Capulcuları Allah’ın izniyle, bir haftayı bulmaz nasıl darmadağın edeceğimizi görecekler” gibi sözleri önemli bir psikolojik savaş taktiği idi. Uzmanlara göre bu tür açıklamalar dünya kamuoyunda, Afrin ile ilgili aktörler üzerinde önemli etkiler yaratırken sahada önemli hareketliliklere de neden oldu, PKK/PYD/YPG/KCK, DEAŞ terör örgütlerinin tahkimat, mevzi hazırlıkları ve bu yönde almaya çalıştıkları yeni önlemlerin izlenmesi imkânı yaratıldı; dolayısıya harekâtın başlamatılması sürecinde önemli istihbarat bilgileri elde edilmesini sağladı. Bu gelişmeler de Zeytin Dalı Harekâtının başarılı yönlerinden biri olmuştur. Ayrıca Genelkurmay Başkanı Akar tarafından, NATO Zirvesi’nde ABD Genelkurmay Başkanı Dunford ile yaptığı görüşme ve Rusya temasları son derece önemli gelişmelerdi. Söz konusu gelişmeler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Ocak Cumartesi günü belirtildiği üzere Elazığ’da Afrin harekâtının bir hafta içinde başlayacağını ifade ederek ilk işaretini vermesi, Zeytin Dalı Harekâtının çok önemli psikolojik savaş yönünü göstermektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi bir hafta sonra Afrin operasyonu başlatılmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten günümüze Afrin Zeytin Dalı Harekâtı ile ilgili bir psikolojik savaş yürütmektedir. İşte bu süreçte TSK, ÖSO ile birlikte 20 Ocak tarihinde Zeytin Dalı Harekâtını başlatmıştır. Ayrıca bu süreçte başarılı bir “arka kapı diplomasisi” de yürütülmüştür. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin ile yaptığı görüşme Zeytin Dalı Harekâtının önemli bir kilometre taşıdır. Hatırlanacağı üzere bu görüşmeden önce Afrin’de Rus askerlerine yönelik ciddi bir kışkırtma (provokasyon) gerçekleştirilmiş ve Türkiye hedef olarak gösterilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin görüşmesi, oynanmak istenen oyunu bozmuştur. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile ABD Genelkurmay Başkanı görüşmesi ve Genelkurmay Başkanı ile MİT Müsteşarı’nın 18 Ocak günü Rusya’da gerçekleştirdikleri görüşmeler Afrin harekâtının başlatılması için gerekli zemini oluşturmuştur. Bu görüşmede Rusya ile varılan mutabakat, konu ile ilgili uzmanların değerlendirmelerine göre Suriye hava sahasının Türk savaş uçaklarına açılmasını ve Suriye ile Rusya’ya ait hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılmasını sağlamıştır. Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi ile bu süreçte Suriye rejiminin, Rusya üzerinden müzakereye dâhil edilmesi, Suriye İstanbul Başkonsolosluğuna Harekât öncesi bir nota ile bilgi verilmesi de sağlanmıştır. Ayrıca son anda İran rejiminin operasyonun yapılmasından sonra Afrin’in Suriye rejimine teslim edilmesi yönündeki isteğiyle çıkarmaya çalıştığı pürüz de ortadan kaldırılmıştır. Zeytin Dalı Harekâtının Çok Önemli Bir Noktası Konu ile ilgili yapılan değerlendirmelerde Afrin’in bir harekâttan öte anlam taşıdığı ifade edilmektedir. Türkiye Fırat Kalkanı ile yeni güvenlik konseptini uygulamaya koymuştur. Böylece PKK/ PYD/YPG ve DEAŞ’dan gelecek tehditleri sınırları ötesinde etkisiz hale getirmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun Cerablus ile devam edeceğini açıkladı. Böylece sınırların ötesinde bir güvenlik kuşağı oluşturuldu. Zeytin Dalı Harekâtının, güvenlik konseptini aşan Suriye denklemindeki stratejik bir hamle olma özelliğini taşıdığı ve Afrin’i doğru değerlendirmek gerektiği belirtiliyor. Her şeyden önce Afrin Zeytin Dalı Harekâtı Türkiye’nin bir tercihi değil bir zorunluluğudur. Afrin’e başlatılan harekât, Kürtlere karşı bir harekât değil, terör örgütlerine karşı bir harekâttır. Afrin Harekâtı’na “Zeytin Dalı” adının verilmiş olması barış ve insani hedefleri açısından çok önemli bir mesajı içermektedir. Hem Suriye halkına hem Afrin’deki Arap, Kürt ve Türkmenlere uzatılan bir barış elini ifade ermektedir. Harekât Dört Aşamadan Oluşuyor Başbakan Binali Yıldırım, harekâtın dört aşamadan oluştuğunu açıkladı. Bu harekâtın birinci aşaması YPG’nin gözlem noktaları, mühimmat depoları ve lojistiğini ortadan kaldırmaktır. Yumuşatma operasyonun başarıyla devam etmesi üzerine YPG’liler hemen askeri kıyafetlerini çıkarıp sivil elbiseler giyerek halkın arasına karışmaya başladı. Yurt içi ve yurt dışı kamuoyuna da görüntüleri yansıtıldığı gibi YPG’nin Afrin şehir merkezinde tüneller açıp tuzaklar kurduğu, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanmak suretiyle şehir savaşına hazırlandığı yönünde istihbarat bilgileri elde edilmiş, bu bilgiler Harekâtın ilerleyen aşamalarında teröristlerden temizlenen yerlerin görüntüleriyle de fiziki olarak ortaya çıkmıştır. YPG, şehir savaşlarını DEAŞ’tan öğrendi. Hendek savaşları sırasında Sur’da, Silopi’de, Cizre’de uygulamaya kalkıştıklarında yaşadıkları hüsranın daha ağırını Afrin’de yaşayacakları kesindir. Görünen gerçek odur ki Zeytin Dalı Harekâtının Rusya, Suriye ve İran ile olan planlama aşamasıyla uluslararası camiayı bilgilendirme boyutu büyük bir başarı ile yürütülüyor. Başbakan Binali Yıldırım, medya temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda Afrin Zeytin Dalı Harekâtı ile 30 kilometre derinlikte güvenli alan kurulacağını açıkladı. “ABD’den ek bir lojistik girişimi olursa Türkiye’nin tavrı ne olur?” sorusuna, “Bu bölgeye yönelik her tür lojistik destek bu operasyonun hedefidir. Bu kadar net söylüyorum” yanıtını veren Başbakan Yıldırım özetle şunları söyledi: “Afrin’de nüfus dağılımına baktığımızda yüzde 55 Arap, daha sonra Kürtler var, bir miktar da Türkmen var. Şehri terk edenlerin sayısının 300 bini aştığı tahmin ediliyor. Esasen terör örgütü PKK, YPG, PYD’nin dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmak için kullandığı kara propagandanın tam tersi var. ‘Bölgede Kürtleri yok etmek için Türk Ordusu operasyon başlattı’ şeklindeki konu, tamamen orada yaşayan Kürt, Arap, Türkmen sivil gücü, imkânı olmayan insanları kurtarmaya yönelik bir faaliyettir. İşin özü budur. Yaklaşık 8-10 bin terör grubu olduğunu hesap ediyoruz. Sadece PKK vesaire yok. Rakka’dan çıkmasına ABD tarafından izin verilen, PKK/YPG tarafından korumaya alınan DEAŞ’çılar Afrin bölgesinde. Rakka’dan DEAŞ grupları, 50 TIR’dan fazla, yüzlerce araçla Afrin’e geldiler. Onları da vuruyoruz. Son dönemlerde ülkemize yönelik 700’ü aşkın taciz oldu. Zeytin Dalı Harekâtı, terör unsurları bölgeden temizleninceye kadar devam edecek. Milletimizin harekâta desteği tamdır. Bugün bir karikatür gösterildi, iki PKK’lı konuşuyor. Biri diyor ki ‘Türkiye Zeytin Dalı harekâtı başlatmış.’ Öbürü de ‘Anlamadın mı evladım, zeytinler vatandaşlara, dallar da bize’ diyor. Harekâtın amacını çok güzel özetliyor.” Harekâtın Dört Safhası Var Başbakan Yıldırım, dört safhadan oluşan Zeytin Dalı Harekâtı’nın Birinci safhasında sınırlarımızdan içeri doğru güvenli bir alanın oluşturulacağını söyledi. “Azez bölgesinden başlayarak, kuzey batıya doğru, oradan tekrar güney batıya doğru 130 kilometrelik Afrin bölgesinin bir güvenli şerit oluşturulması, derinliği 20-30 kilometre. Ondan sonra terör unsurlarını yok etmek için oraya ayağımızı sağlam basmamız lazım. Daha sonra gerek Afrin merkezinde gerekse diğer bölgelerinde yerleşik bu terör örgütlerinin yok edilmesi için çalışma yapılacak. Güneye kaçıp sivil halkın arasına karışacaklar, orada da belki sivil halkı kalkan olarak kullanacaklar. O bakımdan ikinci, üçüncü, dördüncü safhalar daha titiz çalışmayı gerektirecek. O bir temizlik harekâtına dönüşüyor. Bölgeyi kurtardıktan sonra göç edenler geri dönecek. Bu noktaya kolay gelinmedi, sadece o kadar söyleyeyim. Çok çetin müzakereler oldu. Diplomatik alanda, askeri temaslarda yapılması gereken her şey yapıldı, Rusya ile Amerika ile İran ile… Rejimle görüşülmedi, rejimle Rusya üzerinden görüşülmek suretiyle mutabakat sağlandı. Rusya’nın bize karşı olumsuz tutumu yok. Buna hava sahasının kullanılması da dâhil. Hava sahasının kullanılması, sevk ve idaresi görevini Rusya, rejim adına yerine getiriyor. Biz doğrudan Rusya’ya muhatabız. Amerika’da bir kafa karışıklığı var, herkes ayrı telden çalıyor. Bir net duruş yok ama buraya karşı da ‘Yapmayın’ tarzında keskin bir şey de yok. Kullanılan silahın, mühimmatın büyük kısmı yerli ve milli. Türkiye’ye bir silah satışı olduğunda işi yavaşlatıyorlar.” Harekâtın Meşru Temelleri BM Kararları Silah depoları ve barınakların yok edilmesi sırasında sivil halkın zarar görmemesi için özel önem veriliyor. Harekât uluslararası hukuk temelinde, BM Sözleşmesi’nin 51. maddesine dayandırılarak, meşru müdafaa hakkı olarak yürütülüyor. Ayrıca BM’nin Güvenlik Konseyi’nde aldığı terörle mücadeleye ilişkin 1373, 1624, 2170, 2178 sayılı kararları uyarınca, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı esasına göre yürütülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği gibi “PKK/PYD terör örgütlerinin Suriye’de yaratmaya çalıştıkları terör koridoruna kesinlikle izin verilmeyeceği, terörün kökünün mutlaka kazınacağını” çok net ve yoruma gerek olmayan bir devlet politikası, bir beka ve güvenlik meselesi olması, Afrin ve Fırat’ın doğusunu hedef alan harekâtlar Türkiye için artık dönüşü mümkün olmayan bir ulusal beka gereğidir. ABD silahlarıyla donatılmış Afrin’de konuşlanan PKK/YPG/ PYD güçleri tank, zırhlı araçlar, roketler, top, ağır makineli silahlarla Türkiye’nin doğrudan güvenliğini tehdit eden bir yapılanma hedefiyle Suriye sınırında bir terör koridoru oluşturmaya ve ABD desteği ile asgari 30 bin kişilik bir askeri güç kurmayı planlamaktadır. Ayrıca söz konusu coğrafya mayınlanmış, yerleşme yerleri patlayıcılarla tuzaklanmıştır. Televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında da görüldüğü gibi bölücü terör örgütlerinin kuşatılmaları halinde, kaçabilecekleri, yer değiştirerek saldırabilecekleri 90 cm kalınlığında beton duvarlarla örülmüş uzun tüneller açtıkları da görülmektedir. Böylesi bir örgütlenme ve emperyalist güçlerle desteklenen bölücü terör örgütlerinin sınırlarımızdaki varlığı tartışmasız bir beka sorunudur. Bundan dolayıdır ki Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve diğer yetkililer yaptıkları açıklamalarla Afrin Harekâtına birlik ve bütünlük içinde kilitlendi, değişmez bir kararlılıkla her türlü zorluğu göze alarak terörü bitirici darbeyi yapacak adımı attı. Bilindiği gibi bölücü terör örgütünün başı Apo Suriye’ye kaçtıktan sonra PKK terör örgütünün yeniden yapılanmasını başlattığı coğrafya Afrin’dir. Bölücü terör örgütü PKK Afrin’de örgütlendi, kök saldı, gelişti ve en acımasız, insanlık dışı yaygın terör eylemlerini planlayıp gerçekleştirdi. PKK/PYD/ YPG bölücü terör örgütü, TSK’nın Zeytin Dalı Harekâtı ile şimdi doğduğu topraklara gömülüyor. Bu gelişme PKK/PYD/YPG terör örgütünün kökünün kazılması sürecidir. Artvin’de bulunan yarım milyon kadar sivil halkı, her şeyi göze alarak bu sürece karşı direnebilmek için canlı kalkan olarak kullanmaya hazırlandığı bilgisi elde edilmektedir. TSK, geçmişte olduğu gibi daima insan haklarını ve insani değerleri gözeterek harekâtı sürdürmekte, sivillere zarar vermemekte, bunun için harekâtın yavaş ilerlemesi olasılığına rağmen her türlü özeni göstermektedir. Zeytin Dalı Harekâtının hedefinde sadece terör örgütleri ve teröristler vardır. Afrin’de 2011 yılından günümüze kadar insan haklarını çiğneyen, insani değerleri dikkate almayan ve tam anlamıyla totaliter, otoriter bir rejimi zorbalıklar, işkencelerle uygulayan PKK/PYD/ YPG terör örgütlerinin Zeytin Dalı Harekâtı ile kökleri kazınarak yok edildikten sonra insanlar özgürlüklerine, demokrasiye ve insan haklarının ihlal edilmediği, insani değerlerin egemen olacağı bir düzen kuaçıklamaları doğrultusunda Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak. PYD/PKK’ya Afrin Tabut Münbiç Mezar Olacak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP’nin Kızılcahamam’da düzenlenen MYK toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında “Terör örgütü PYD/PKK’ya, Afrin’in tabut, arkasından sırayı alacak Münbiç’in mezar olması yegâne ve sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir” dedi. Devlet Bahçeli yaptığı açıklamada özetle şöyle konuştu: “Güney sınırlarımızda bir terör koridoru açma amacıyla sürdürülen şer faaliyeti, şu an için en yakın terör faaliyetidir. Suriye’deki ağır sorunların müsebbibi ABD’dir. Aynı anda hem dost hem düşman olmak, hangi demokratik ortaklıkla tanımlanacaktır? Türkiye muazzam bir tehdit dalgasına muhataptır. Afrin’de Ankara’nın kuyusu kazılmaktadır. Münbiç ise terör koridorunu Akdeniz’e ulaşması için son derece önemlidir. Afrin sınır güvenliğimizin güvence altına alınması için temizlenmesi gereken bir yerdir. PKK’lı caniler Münbiç’ten sökülüp atıldığında, hainlerin Suriye’de barınma ihtimali kalmayacaktır. Terör örgütü PYD/PKK’ya, Afrin’in tabut, arkasından sırayı alacak Münbiç’in mezar olması yegâne ve sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir ABD’nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Suriye Demokratik Güçleri çatısı altında kamufle edilen PYD/YPG’nin hesabı görülmeli, defteri dürülmeli, şehitlerimizin aziz ruhları şad edilmelidir. Bunun başka yolu kalmamıştır. Ya Afrin yıkılsın ya da teröristler yakılsın. Ya istiklal ya ölüm, ya zafer ya da son nefere, son nefese kadar şehadet. Milliyetçi hareket gerek görülürse binlerce gönüllüsüyle Afrin’in boğazına çökecektir. Yetmedi Münbiç’e sel gibi akacaktır.” CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, harekâta desteklerinin tam olduğunu belirtti. Tezcan, Zeytin Dalı Harekatı’nı “atılması gereken bir adım ve doğru bir harekât” olarak tanımladı. Emekli Büyükelçilerin Afrin Desteği T.C. Dışişleri Bakanlığı emekli Büyükelçileri yaptıkları açıklamada, Zeytin Dalı Harekâtına destek vererek, “Görevin başarıyla sonuçlandırılması, hem bölgede yaşayan masum sivil halka, hem uluslararası topluma yapılmış bir hizmet olacaktır” dedi. Emekli büyükelçiler adına yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: “Silahlı Kuvvetlerimizin tarihi, milletimizin iftihar ettiği kahramanlıklar ve zaferlerle doludur. Vatanımızın kurtuluşunda ve devletimizin kuruluşunda kahraman askerlerimizin oynadığı emsalsiz rol de tarihe mal olmuştur. Silahlı Kuvvetlerimiz bugün de, ülkemizin Suriye ile olan hududu boyunca yuvalanmış olan bütün terörist unsurları devletimizin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı uyarınca temizlemek münhasır amacıyla Suriye’nin Afrin bölgesinde milli güvenliğimizin korunmasını esas alan yüce bir vatan görevini yerine getirmektedir. Bu görevin başarıyla sonuçlandırılması, hem bölgede yaşayan masum sivil halka, hem uluslararası topluma yapılmış bir hizmet olacaktır. Bu hizmet komşumuz Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasına ve Suriye sorununun siyasi çözümünün kolaylaştırılmasına da katkı oluşturacaktır. Silahlı Kuvvetlerimizin bütün personelinin kendilerinin ayırıcı vasfını teşkil eden üstün başarılarının Afrin harekâtının icrasında da devamını diliyoruz. Şehitlerimizi şükranla ve rahmetle anıyoruz. Gazilerimize acil şifa diliyor ve minnetle bağrımıza basıyoruz. Allah askerlerimizi ve ülkemizi korusun.” NATO’nun Türkiye Desteği NATO, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütü PYD/PKK’nın işgal ettiği Suriye’nin Afrin bölgesine yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin, “Tüm ülkelerin kendini savunma hakkı bulunmaktadır” değerlendirmesini yaptı. AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yapan NATO yetkilisi, Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede bulunduğunu ve terörizmden çok ciddi zarar gördüğünü belirterek “Tüm ülkelerin kendini savunma hakkı bulunmaktadır. Bunun orantılı ve ölçülü bir şekilde yapılması önem taşımaktadır” dedi. NATO’nun DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyonun bir üyesi olduğunu ancak Suriye’de sahada bir mevcudiyeti bulunmadığını hatırlatan NATO yetkilisi, Türkiye’nin operasyon hakkında NATO müttefiklerini bilgilendirdiğinin altını çizdi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Türk yöneticilerle yakın irtibat içinde olduğunu kaydeden NATO yetkilisi, Stoltenberg’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi yaptığını anımsattı. Dünyadan Harekât İle İlgili Açıklamalar Türkiye’nin Afrin’de başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı dünya gündeminde önemli yer aldı ve çeşitli değerlendirmeler yapıldı. ABD, Türkiye’nin askeri operasyonun kapsamı ve süresinin sınırlı olması gerektiğini belirterek, sivil kayıpların önlenmesi için itidalli davranılması çağrısı yaptı. Rusya Savunma Bakanlığı, askerlerinin can güvenliğini sağlamak adına Afrin’de bulunan gözlem birliklerini Tel Rıfat bölgesine kaydırdıklarını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı da operasyonu kaygıyla izlediklerini belirterek, taraflara itidal çağrısı yaptı. İran, operasyonun hemen sonlandırılmasını istedi. Türkiye, Zeytin Dalı Harekâtı ile ilgili olarak Suriye’yi Rusya üzerinden bilgilendirdiğini ve Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğunu harekât başlamadan önce bir nota ile bilgilendirildiğini açıkladı. ABD’nin Yeni Oyunu Güvenlik Kuşağı Türkiye için Bir Tuzak Zeytin Dalı Harekâtının başarılı bir şekilde başlatılması ve başarıyla sürdürülmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Hükümetin Zeytin Dalı Harekâtının Menbiç ve Fırat’ın doğusuyla devam edeceğini açıklaması ABD’de telaş ve hareketlilik yarattı. ABD, PKK/PYD/YPG terör örgütleriyle müttefiki